yahut kimdir?Or Whobaşlayanoriginatesyaratmağathe creationsonrathenonu iade edenrepeats itve kimdir?and Whosizi rızıklandıranprovides yougöktenfromgöklerthe heavensve yerdenand the earthtanrı mı var?Is there any godile beraberwithAllahAllahde kiSaygetirinBring forthdeliliniziyour proofeğerifisenizyou aredoğrular(dan)truthful
🇹🇷 27:64 (Onlar mı hayırlı) yoksa, önce yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten, hem yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir ilâh mı var? De ki: Eğer doğru söylüyorsanız, siz kesin delilinizi getirin haydi!
de kiSaybilmezNo (one)bilirknowskimsewhoevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve yerdeand the earthgaybı(of) the unseenbaşkaexceptAllah'tanAllahveand notbilmezlerthey perceivene zamanwhendirileceklerinithey will be resurrected
🇹🇷 27:65 De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
doğrusuNayardarda geldiis arrestedonların bilgileritheir knowledgehakkındakiofahiretthe HereafterfakatNayonlartheyiçindedirler(are) inbir kuşkudoubtondanabout itdaha doğrusuNayonlartheyondan yanaabout itkördürler(are) blind
🇹🇷 27:66 Fakat ahiret hakkında bilgiler onlara ardarda gelmektedir. Ama onlar bundan bir şüphe içindedirler. Çünkü onlar bundan yana kördürler.
dediler kiAnd saykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievezaman mı?What, whenolduğumuzwe have becometoprakdustve babalarımızand our forefathersbiz mi?will we(diriltilip) çıkarılacağızsurely be brought out
🇹🇷 27:67 İnkârcılar dediler ki: "Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?"
andolsunCertainlyvadedildi (yapıldı)we have been promisedbu (tehdid)thisbizeweve atalarımızaand our forefathersöncedenbeforeöncebeforedeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeyexceptmasallarındantalesöncekilerin(of) the former (people)
🇹🇷 27:68 "And olsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
de kiSayyürüyün (gezin)Travelyeryüzündeinyerthe landve görünand seenasılhowolduğunuwassonunun(the) endsuçluların(of) the criminals
🇹🇷 27:69 De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
üzülmeAnd (do) notüzülürlergrieveonlar(ın sözlerin)eover themveand notolmabesıkıntıdainsıkıntıdistresstuzaklarındanfrom whattuzak kurarlarthey plot
🇹🇷 27:70 (Habibim!) Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!
ve diyorlarAnd they sayne zaman?Whenbu(will) thistehdid(ettiğiniz azab)promise (be fulfilled)eğerifisenizyou aredoğrular(dan)truthful
🇹🇷 27:71 Bir de, "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (ettiğiniz azab) hani, ne zaman?" derler.
de kiSaybelki dePerhapsolmuşturthat…dırisardınıza takılmıştırclose behindsizinyoubir kısmısomeacele ettiğiniz(azab)ın(of) that whichacele istersinizyou seek to hasten
🇹🇷 27:72 De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."
ve şüphesizAnd indeedRabbinyour Lordsahibidir(is) full of Bountylutuf(is) full of Bountykarşıforinsanlarathe mankindfakatbutçoklarımost of themşükretmezler(are) notşükredengrateful
🇹🇷 27:73 Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
ve elbetteAnd indeedRabbinyour Lordbilirsurely knowsşeyleriwhatgizlediğiconcealsonların göğüslerinintheir breastsve şeyleriand whataçığa vurduklarıthey declare
🇹🇷 27:74 Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
ve yokturAnd not (is)hiçbir şeyany (thing)gizlihiddengökteingöklerthe heavensve yerdeand the eartholmayanbutKitapta(is) inbir kitapa Recordapaçıkclear
🇹🇷 27:75 Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehvi mahfuzda) bulunmasın.
şüphesizIndeedbuthisKur'an[the] Qurananlatmaktadırrelatesoğullarınatooğulları(the) Childrenİsrail(of) Israelbirçoğunumostşeylerin(of) thatkendilerinintheyondain itayrılığa düştükleridiffer
🇹🇷 27:76 Haberiniz olsun ki bu Kur'ân, İsrail oğullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Mahmoud Khalil Al-Husary