☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve edindilerYet they have takenO'ndan ayrı olarakbesides HimO'ndan başkabesides Himbirtakım tanrılargodsyaratmayannotyaratırlarthey createhiçbir şeyanythingve kendileriwhile theyyaratılanare createdveand notgüçleri yetmeyenthey possesskendilerine dahifor themselveszarar vermeyeany harmne deand notyarar vermeyeany benefitveand notgüçleri yetmeyenthey controlöldüremeyedeathne deand notyaşatamayalifeve ne deand not(ölüleri diriltip) kaldıramayaresurrection
🇹🇷 25:3 Kâfirler, O'nu bırakıp bir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
ve dedi kiAnd saykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedeğildirNotbuthisbaşka bir şey(is) butyalandana lieonu uydurduhe invented itve yardım ettiand helped himkendisineat itbir toplulukpeoplebaşkaotherböyleceBut verilyvardılarthey (have) producedkesin bir haksızlığaan injusticeve iftirayaand a lie
🇹🇷 25:4 İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
ve dedilerAnd they saymasallarıTalesevvelkilerin(of) the former peopleonları yazmışwhich he has had writtenonlarand theyyazdırılıyorare dictatedkendisineto himsabahmorningve akşamand evening
🇹🇷 25:5 "Kur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.
de kiSayonu indirdiHas sent it downbilenthe One Whobilirknowsgizlerithe secretgöklerdekiingöklerthe heavensve yerdekiand the earthşüphesiz oIndeed, Heçok bağışlayandırisçok bağışlayanOft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 25:6 Ey Muhammed! De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir."
ve dediler kiAnd they sayne oluyor ki?Why doesbuthiselçiyeMessengeryiyoreatyemek[the] foodve geziyorand walkçarşılardainçarşılarthe marketsdeğil mi?Why notindirilmeliis sent downonato himbir melekan Angelolsunthen he bekendisiyle beraberwith himuyarıcıa warner
🇹🇷 25:7 Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya!"
yahut değil mi?Oratılmalıis deliveredüstüneto himbir hazinea treasureyahutorolmalı değil mi?iskendisininfor himbir bahçesia gardenyiyeceğihe may eatondan (ürününden)from itve dediler kiAnd sayzalimlerthe wrongdoerssiz uymuyorsunuzNotuyarsınızyou followbaşkasınabutbir adam(dan)a manbüyülenmişbewitched
🇹🇷 25:8 "Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
bakSeenasılhowmisal verdilerthey set forthsenin içinfor youbenzetmelerlethe similitudessaptılarbut they have gone astrayartıkso notbulamazlarthey are able (to find)yolua way
🇹🇷 25:9 Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
yücedirBlessed is HeO kiWhoeğerifdilerseHe willedverir(could have) madesanafor youdaha hayırlısınıbetterbundanthanşuthat bahçelergardens akanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversve yaparand He (could) makesenin içinfor yousaraylarpalaces
🇹🇷 25:10 Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar.
bilakisNayonlar yalanladılarthey deny(duruşma) sa'atinithe Hourve biz hazırlamışızdırand We have preparedkimselerefor (those) whoyalanlayandenysa'atithe Houralevli bir ateşa Blazing Fire
🇹🇷 25:11 Fakat onlar o saati (kıyameti) de yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık.