☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve senden çabucak istiyorlarAnd they ask you to hastenazabıthe punishmentfakatBut never willcaymazfail/violateAllahAllahsözünden(in) His Promiseve şüphesiz;And indeedbir güna dayyanındawithRabbininyour Lordbin (yıl) gibidir(is) like a thousandyılyear(s)sizin saydıklarınızdanof whatsayarsınızyou count
🇹🇷 22:47 Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında birgün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.
ve niceleri var kiAnd how manykentlerdenofbir kasabaa townshipbiraz süre vermişimdirI gave respiteonato itowhile itzulmederken(was) doing wrongsonraThenonu yakalamışımdırI seized itancak banadırand to Medönüş(is) the destination
🇹🇷 22:48 Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet verdiğim nice memleket halkı vardı ki, sonunda onları yakalayıvermiştim. Dönüş ancak banadır.
de kiSayeyO mankindinsanlarO mankindşüphesizOnlybenI amsizin içinto youbir uyarıcıyıma warnerapaçıkclear
🇹🇷 22:49 (Habîbim!) De ki: "Ey insanlar! Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım."
veSo those whoinananlar içinbelieveve yapanlar içinand doiyi işlerrighteous deeds onlara vardırfor themmağfiret(is) forgivenessve rızıkand a provisionbolnoble
🇹🇷 22:50 İşte iman edip salih amel işleyenler için hem bir mağfiret, hem de (cennette) tükenmez bir rızık vardır.
çalışanlara gelinceAnd those whoçabaladılarstroveeyetlerimiziagainstayetlerimizOur Versesetkisiz bırakmak için(to) cause failureonlarthoseashabıdır(are the) companionscehennem(of) the Hellfire
🇹🇷 22:51 Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. Böyle de ve temennilere uyma. Çünkü:
veAnd notgöndermemiştikWe sentsenden öncebefore yousenden öncebefore youhiçbiranyresulMessengerve ne deand notnebia Prophetolmayanbutzamanwhentemenni ettiğihe recited(bir düşünce) atmışthrewşeytanthe Shaitaanonun temennisineinokuyuşuhis recitationfakat silerBut Allah abolishesAllahBut Allah abolishesşeyiwhatattığıthrowsşeytanınthe ShaitaansonrathensağlamlaştırırAllah will establishAllahAllah will establishkendi ayetleriniHis Versesve AllahAnd Allahalim(bilen)dir(is) All-KnowerhakimdirAll-Wise
🇹🇷 22:52 (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm'dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)
yapmak içinThat He may makeşeyiwhatattığıthe Shaitaan throwsşeytanınthe Shaitaan throwsbir imtihana trialolanlarafor thosekalblerindeinkalpleritheir heartsbir hastalık(is) a diseaseve katılaşanlaraand (are) hardenedkalbleritheir heartsve şüphesizAnd indeedzalimlerthe wrongdoersiçindedirler(are) surely, inbir ayrılıkschismuzakfar
🇹🇷 22:53 Allah, şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesile kılar. Zalimler şüphesiz (haktan uzak) derin bir ayrılık içindedirler.
ve bilsinler diyeAnd that may knowkendilerinethose whoverilenlerhave been givenilimthe knowledgeonun (Kur'an'ın)that itbir hak (gerçek) olduğunu(is) the truthRabbindenfromRabbinyour Lordve inansınlar diyeand they believeonain itböylece saygı duysunand may humbly submitonato itkalbleritheir heartsve şüphesizAnd indeedAllahAllahmutlaka iletir(is) surely (the) Guidekimseleri(of) those whoinanan(ları)believeyolatobir yola PathdoğruStraight
🇹🇷 22:54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'ân'ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri doğru yola eriştirir.
veAnd notbitmezwill ceaseinkar edenlerinthose whoinkâr ederlerdisbelieveiçinde (olmaları)(to be) inkuşkudoubto(Kur'a)ndanof itkadaruntilkendilerine gelinceyecomes to themo sa'atthe Houransızınsuddenlyyahutorkendilerine gelinceye kadarcomes to themazabı(the) punishmentgünün(of) a Daykısır (hayırsız)barren
🇹🇷 22:55 İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur'ân'dan şüphe etmekte devam edip giderler.