veAnd notgöndermedikWe sentsenden öncebefore yousenden öncebefore youhiçbiranypeygamberMessengerdiye vahyetmediğimizbutvahyettikWe reveal(ed)onato himşüphesizthat [He]yoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptbendenMebana kulluk edinso worship Me
🇹🇷 21:25 Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu ki benden başka ilâh yoktur. Onun için bana ibadet edin."
ve dedilerAnd they sayedindiHas takenRahmanthe Most Graciousçocuka sonO münezzehtirGlorified is HehayırNaybilakis(they are) slavesdeğerlihonored
🇹🇷 21:26 Böyle iken dediler ki: "Rahmân çocuk edindi." Allah bundan münezzehtir. Doğrusu melekler (Allah'ın çocukları değil.) ikram olunmuş kullardır.
O'ndan önce söylemezlerNotO'nun önüne geçemezlerthey (can) precede Himbir sözin wordve onlarand theyO'nun buyruğunuby His commandyaparlaract
🇹🇷 21:27 Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.
bilirHe knowsolanıwhatarasında (önlerinde)(is) before themellerinin (önlerinde)(is) before themve olanıand whatarkalarında(is) behind themveand notşefa'at edemezlerthey (can) intercedebaşkasınaexceptolduklarındanfor whomrazıHe approvesve onlarAnd theyO'nun korkusundanfromO'nun korkusufear of Himtitrerlerstand in awe
🇹🇷 21:28 Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.
ve her kimAnd whoeverdersesaysonlardanof thembenIndeed, I ambir tanrıyıma godO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides HimböyleceThen thatonu cezalandırırızWe will recompensecehennemle(with) HellböyleThusbiz cezalandırırızWe recompensezalimlerithe wrongdoers
🇹🇷 21:29 İçlerinden kim: "Ben, O'ndan başka bir ilâhım" derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.
görmediler mi?Do notgörürlerseekimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedşüphesizthatgöklerthe heavensve yerand the earthidiwerebitişika joined entitybiz onları ayırdıkthen We parted themve yarattıkand We madesudanfromsu[the] waterhereveryşeyiliving thingcanlıliving thinghala inanmıyorlar mı?Then will notiman ederlerthey believe
🇹🇷 21:30 O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?
🔬 İlim notu —
Modern kozmoloji evrenin tek bir başlangıç noktasından genişlediğini söylüyor (Big Bang). Ayetin "bitişikken ayırdık" ifadesi üzerine tefekküre değer.
❝Gökler ve yer bitişikken onları ayırdık…❞
Modern kozmoloji evrenin tek bir başlangıç noktasından genişlediğini söylüyor (Big Bang). Ayetin "bitişikken ayırdık" ifadesi üzerine tefekküre değer.
ve yarattıkAnd We (have) placedyerdeinyeryüzüthe earthyüksek dağlarfirmly set mountainsdiyelestsarsarit (should) shakeonlarıwith themve açtıkand We madeoradathereingenişbroad passesyollar(as) waysumulur kiso that they mayyollarını bulurlar(be) guided
🇹🇷 21:31 Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
ve yaptıkAnd We madegöğüthe skybir tavana roofkorunmuşprotectedonlar halaBut theyayetlerindenfromonun ayetleriits Signsyüz çevirmektedirlerturn away
🇹🇷 21:32 Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Kâfirler ise, gökyüzünün alâmetlerinden (Allah'ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar.
O'durAnd Heyaratan(is) the One Whoyarattıcreatedgeceyithe nightve gündüzüand the dayve güneşiand the sunve ayıand the moonher birieachbir yörüngedeinbir yörüngean orbityüzmektedirfloating
🇹🇷 21:33 Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.
veAnd notvermedikWe madehiçbir insanafor any mansenden öncebefore yousenden öncebefore youebedi yaşam[the] immortalityşimdi eğerso ifsen ölürsenyou dieonlarthen (would) theyebedi (mi kalacaklar?)live forever
🇹🇷 21:34 Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar?
herEverynefissoultadacaktır(will) tasteölümü[the] deathve sizi imtihan ederizAnd We test youşer ilewith [the] badve hayır ileand [the] goodsınamak için(as) a trialve (sonunda) bizeand to Usdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 21:35 Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary