ancak hariçExceptrahmetia mercyRabbininfromRabbinyour LordçünküIndeedO'nun lutfuHis Bountysana olanisüzerinizeupon youcidden büyüktürgreat
🇹🇷 17:87 Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gerçekten O'nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
de kiSayandolsun eğerIftoplansalargatheredinsan(lar)the mankindve cin(ler)and the jinnüzeretogetirmek[that]getirinbringbir benzerinithe likebu(of) thisKur'an'ınQurangetiremezlernotgetirebilirlerthey (could) bringonun benzerinithe like of itve eğereven ifolsalarwerebirisome of themdiğerineto some othersarka (destek)assistants
🇹🇷 17:88 Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."
ve andolsunAnd verilybiz türlü biçimlerde anlattıkWe have explainedinsanlarato mankindbuinbuthisKur'an'daQuranherfromçeşiteverymisaliexampleama direttilerbut refusedçoğumostinsanlardan(of) the mankindancakexceptinkardadisbelief
🇹🇷 17:89 Yemin olsun ki biz bu Kur'ân'da insanlar için çeşitli misaller vermişizdir. Yine de insanların çoğu inkârlarında ısrar ederler.
dediler kiAnd they sayinanmayızNeveriman edeceğizwe will believesanain youkadaruntilfışkırtıncayayou cause to gush forthbizefor usyeryüzündenfromyeryüzüthe earthbir gözea spring
🇹🇷 17:90 Kâfirler şöyle dediler: "Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."
yahutOrolmalıyou haveseninfor youbir bahçena gardenhurmalardanofhurma ağaçlarıdate-palmsve üzümlerdenand grapesfışkırtmalısınand cause to gush forthırmaklarthe riversaralarındanwithin themgürül gürülabundantly
🇹🇷 17:91 "Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın."
yahutOrdüşürmelisinyou cause to fallgöktenthe skygibiaszannettiğinyou have claimedüzerimizeupon usparçalar(in) piecesyahutorgetirmelisinyou bringAllah'ıAllahve melekleriand the Angelskarşımızabefore (us)
🇹🇷 17:92 "Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah'ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin. "
yahutOrolmalıisseninfor youbir evina housealtındanofsüsornamentya daorçıkmalısınyou ascendgöğeintogökthe skyama aslaAnd neverinanmayızwe will believesenin (göğe) çıkmanain your ascensionindirmedikçeuntilindirirsinyou bring downüzerimizeto usbir Kitapa bookokuyacağımızwe could read itde kiSayşanı yücedirGlorified (is)Rabbiminmy Lordmiyim?Whatbenam Ibaşka bir şeybutbir insan(dan)a humanelçi ol(arak gönderil)ena Messenger
🇹🇷 17:93 "Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim."
veAnd whatalıkoyan şeypreventedinsanlarıthe peopleiman etmektenthatiman ederlerthey believezamanwhenkendilerine geldiğicame to themhidayetthe guidanceancakexceptdemeleridirthatdedilerthey saidmı gönderdi?Has Allah sentAllahHas Allah sentbir insanıa humanelçi olarakMessenger
🇹🇷 17:94 Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: "Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?" demeleridir.
de kiSayeğerIfolsaydı(there) wereyer yüzündeinyeryüzüthe earthmeleklerAngelsyürüyenwalkinguslu uslusecurelyelbette gönderirdiksurely We (would) have sent downonlarato themgöktenfromgökthe heavenbir meleğian Angelelçi(as) a Messenger
🇹🇷 17:95 (Ey Muhammed! Mekkelilere) şöyle de: "Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik."
de kiSayyeterSufficient isAllahAllahşahid olarak(as) a witnessbenimlebetween mesizin aranızdaand between youşüphesiz OIndeed, Hekullarınıiskullarındanof His slaveshaber alırAll-AwaregörürAll-Seer
🇹🇷 17:96 De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir."
Mahmoud Khalil Al-Husary