بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Elif Lam Mim RaAlif Laam Mim RaşunlarTheseayetleridir(are) the VersesKitabın(of) the BookindirilenAnd that whichindirildihas been revealedsanato youRabbindenfromRabbinyour Lordhaktır(is) the truthve fakatbutçoğumostinsanların(of) the mankindinanmazlar(do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 13:1 Elif, Lâm, Mîm, Ra. İşte bunlar sana o kitabın âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. Lâkin insanların çoğu iman etmezler.
AllahAllahodur ki(is) the One Whoyükselttiraisedgöklerithe heavensolmadanwithoutbir direkpillarsgörebileceğinizthat you seesonrathenistiva ettiHe establishedüzerineonArşthe Throneve boyun eğdirdiand subjectedgüneşithe sunve ay'ıand the moonher birieachakıp gitmektedirrunningbir süre içinfor a termbelirliappointeddüzenliyorHe arrangesişi(ni)the matteraçıklıyorHe detailsayerlerithe Signsböyleceso that you maykarşılaşacağınızain the meetingRabbinizle(with) your Lordkesin olarak inanırsınızbelieve with certainty
🇹🇷 13:2 Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.
ve O'durAnd Heki(is) the One Whouzattıspreadarzıthe earthve var ettiand placedoradain itsabit dağlarfirm mountainsve ırmaklarand riversveand fromherallmeyvadan(of) the fruitsyarattıHe madeoradain itçift (erkek-dişi)pairsikitwoörterHe coversgeceyithe nightgündüz(ün üzerine)(with) the dayşüphesizIndeedbundainşuthatayetler vardırsurely (are) Signsbir toplum içinfor a peopledüşünenwho ponder
🇹🇷 13:3 Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O'dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır.
ve (vardır)And inarzdathe earthkıt'alarare tracksbirbirine komşuneighboringve bağlar(ı vardır)and gardensüzümofüzüm bağlarıgrapevinesve ekinlerand cropsve hurmalıklarand date-palmsçatallıtrees (growing) from a single rootve olmadanand notçatalıtrees (growing) from a single root(bunların hepsi) sulanırwateredsu ilewith waterbironeama üstün yaparızbut We cause to exceedbirbirinisome of themüzerineoverdiğerininothersürünlerindeinmeyvethe fruitşüphesizIndeedbundainşuthatayetler vardırsurely (are) Signsbir toplum içinfor a peopleaklını kullananwho use reason
🇹🇷 13:4 Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır.
eğerAnd ifşaşacaksanyou (are) astonishedşaşmak lazımthen astonishingonların şu sözlerine(is) their sayingzaman mı?Whenbiz olduğumuzwe aretoprakdustgerçekten biz mi?will weiçinde (olacağız)(be) indeed, inbir yaratılışa creationyenidennewişte onlarThosekimselerdir(are) the ones whoinkar eden(lerdir)disbelievedRableriniin their Lordve onlar (bulunanlardır)and thosehalkalarthe iron chainsboyunlarında(will be) inboyunlarıtheir necksve onlarthosehalkıdır(are the) companionsateş(of) the Fireonlartheyoradain itsürekli kalacaklardır(will) abide forever
🇹🇷 13:5 Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: "Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?" İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary