☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kimseler(To) those whomkendilerine verdiğimizWe gave [them]Kitapthe Bookonu tanırlarthey recognize itgibiliketanıdıklarıthey recognizeoğullarınıtheir sonsve (yine) elbetteAnd indeedbir grupa grouponlardanof themgizlerlersurely they concealgerçeğithe Truthonlarwhile theybildikleri (halde)know
🇹🇷 2:146 O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler.
GerçekThe TruthRabbindendir(is) fromRabbinyour Lordartık olmaso (do) notolbekuşkulananlardanamongşüphe edenlerthe doubters
🇹🇷 2:147 O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın!
her (ümmetin) vardırAnd for everyonebir yönü(is) a direction o(nun)heyöneldiğiturns towards itO halde koşunso racehayır işlerine(to) the goodneredeWhereverolsanızthatolacaksınızyou will begetirirwill bringsiziyouAllah(by) Allahbir arayatogetherkuşkusuzIndeedAllahAllahüzerine(is) onhereveryşeythingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 2:148 Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir.
veAnd fromneredenwhereverçıkarsan (yola)you start forthçevir[so] turnyüzünüyour facetarafına(in the) directionMescid-i(of) Al-MasjidHaramAl-Haraambu elbetteAnd indeed, itbir gerçektir(is) surely the truthRabbindenfromRabbinyour Lordve değildirAnd notAllah(is) Allahhabersizunawareyaptıklarınızdanof whatyaparsınızyou do
🇹🇷 2:149 Hem her nereden yola çıkarsan (namazda) hemen Mescidi Haram'a doğru yüzünü çevir. Bu emir şüphesiz hak, Rabbinden olduğu gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz de değildir.
veAnd fromneredenwhereverçıkarsan (yola)you start forthçevir[so] turnyüzünüyour facedoğru(in the) directionMescid-i(of) Al-MasjidHaram'aAl-Haraamve neredeAnd whereverolursanızthatsizsinizyou (all) areçevirin[so] turnyüzünüzüyour faceso yana(in) its directiondiyeso that notolmasınwill behiç kimseninfor the peoplealeyhinizdeagainst youbir deliliany argumentbaşkasınınexceptkimselerdenthose whozalim olanwrongedonlardanamong themonlardan çekinmeyinso (do) notonlardan korkarlarfear thembenden çekininbut fear Meve tamamlayayımAnd that I completeni'metimiMy favorsizeupon youumulur ki[and] so that you mayhidayete erersiniz(be) guided
🇹🇷 2:150 Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.
gibiAsgönderdiğimizWe sentkendi içinizdenamong youbir Elçia Messengersizden olanfrom youokuyan(who) recitessizeto youayetlerimiziOur versesve sizi temizleyenand purifies youve size öğretenand teaches youKitabıthe Bookve hikmetiand the wisdomve size öğretenand teaches youşeyleriwhatolduğunuznotidinizyou werebilmiyorknowing
🇹🇷 2:151 Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.
Öyle ise beni anınSo remember Meben de sizi anayımI will remember youve şükredinand be gratefulbanato Meveand (do) notinkar etmeyin(be) ungrateful to Me
🇹🇷 2:152 O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.
EyO youkimselerwhoinananbelieve[d](Allah'tan) yardım isteyinSeek helpsabır ilethrough patienceve namazlaand the prayermuhakkak kiIndeedAllahAllahberaberdir(is) withsabredenlerlethe patient ones
🇹🇷 2:153 Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.