ve dedi kiAnd Firaun saidFiravunAnd Firaun saidbana getirinBring to mebütüneverysihirbazlarımagicianbilginlearned
🇹🇷 10:79 Firavun da: "Bana bütün bilgili sihirbazları toplayıp getirin!" dedi.
ne zaman kiSo whengelincecameSihirbazlarthe magiciansdedisaidonlarato themMusaMusaatınThrowşeyleriwhateversizyouatacağınız(wish to) throw
🇹🇷 10:80 Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Ortaya ne atacaksanız atın!" dedi.
zamanThen whenattıklarıthey (had) throwndedi kiMusa saidMusaMusa saidşeylerWhatsizin getirdiğinizyou have brought(onunla)[it]sihirdir(is) the magicşüphesizIndeedAllahAllahonu boşa çıkaracaktırwill nullify itşüphesizIndeedAllahAllahdüzeltmez(does) notdüzeltirleramendişlerinithe workbozguncuların(of) the corrupters
🇹🇷 10:81 Onlar ortaya atınca Musa dedi ki, "Sizin yaptığınız şey sihirdir. Muhakkak ki, Allah onu iptal edecektir. Şüphe yok ki, Allah fesatçıların işlerini düze çıkarmaz."
ortaya çıkarırAnd Allah will establishAllahAnd Allah will establishhakkıthe truthsözleriyleby His wordsşayeteven ifhoşlanmasalar dadislike itsuçlularthe criminals
🇹🇷 10:82 Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu kelimeleriyle ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese de
olmadıBut noneiman edenbelievedMusa'yaMusabaşkaexceptbir genç takımdan(the) offspringkavmindenamongkavmihis peoplekorkusuylaforkorkarlarfearFiravundanofFiravunFiraunve adamlarınınand their chiefskötülük etmelerilestonlara işkence ederlerthey persecute themve şüphesizAnd indeedFiravunFirauniyice büyüklenmişti(was) a tyrantyeryüzündeinyeryüzüthe earthve şüphesiz oand indeed, hekimselerdendi(was) ofçok aşırı gidenthe ones who commit excesses
🇹🇷 10:83 Firavun ve adamlarının kendilerini belaya uğratacağı korkusundan dolayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinlikle aşırı giden taşkınlardandı.
ve dedi kiAnd Musa saidMusaAnd Musa saidEy kavmimO my peopleeğerIfsizyou haveiman ettiysenizbelievedAllah'ain AllahO'nathen on Himgüveninput your trusteğerifsizyou areteslim olduysanızMuslims
🇹🇷 10:84 Musa dedi ki: "Ey kavmim! Siz gerçekten Allah'a iman ettinizse, O'na samimiyetle teslim olan müslümanlardan oldunuzsa artık O'na güvenin!"
onlar da dediler kiThen they saidAllah'aUponAllahAllahgüvendikwe put our trustRabbimizOur Lordbizi kılma(Do) notbizi yapmake usbir fitnea trialtopluluğu içinfor the people zalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 10:85 Onlar da: "Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine uğratma!" dediler.
ve bizi kurtarAnd save usrahmetinleby Your Mercytopluluğundanfrominsanlarthe people kâfirlerthe disbelievers
🇹🇷 10:86 "Bizi rahmetinle o kâfir kavmin elinden kurtar!"
ve vahyettikAnd We inspiredMusa'yatoMusaMusave kardeşineand his brotherdiyethathazırlayınSettlekavminiz içinyour peopleMısır'dain Egyptevler(in) housesve edinin (diye)and makeevleriniziyour housesibadethane(as) places of worshipve kılın (diye)and establishnamazthe prayerve müjdeleAnd give glad tidingsMü'minleri(to) the believers
🇹🇷 10:87 Biz Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıbleye karşı yapın ve namazı kılın ve müminlere müjde verin."
ve dedi kiAnd Musa saidMusaAnd Musa saidRabbimizOur Lordşüphesiz senIndeed, Youverdinhave givenFiravun'aFiraunve adamlarınaand his chiefssüs(ler)splendorve mallarand wealthhayatındainhayatthe lifedünya(of) the worldRabbimizOur Lordsaptırmaları için mi?That they may lead astraysenin yolundanfromyolunYour wayRabbimizOur Lordyok etDestroyonların mallarını[on]mallarıtheir wealthve bağlaand hardenüzerini[on]kalplerinintheir hearts(ki) iman etmesinlerso (that) notiman ederlerthey believekadaruntilgörünceyethey seeazabıthe punishment acıklıthe painful
🇹🇷 10:88 Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Mahmoud Khalil Al-Husary