EyO ProphetpeygamberO ProphetcihadetStrive (against)kafirlerlethe disbelieversve münafıklarlaand the hypocritesve sert davranand be sternonlarawith themve onların varacakları yerAnd their abodecehennemdir(is) Hellne kötüand wretchedbir gidiş yeridir(is) the destination
🇹🇷 9:73 Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Onlara karşı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir.
yemin ediyorlarThey swearAllah'aby Allahsöylemediklerine(that) they said nothingbir şey demediler(that) they said nothinghalbukiwhile certainlysöyledilerthey said(o) sözü(the) wordküfür(of) the disbeliefve inkar ettilerand disbelievedsonraafterİslam olduktantheir (pretense of) Islamve yeltendilerand plannedbir şeye[of] whatbaşaramadıklarınoterişebilirlerdithey could attainve öc almağa kalktılarAnd notiçerledilerthey were resentfulsırfexceptdiyethatkendilerini zengin ettiAllah had enriched themAllahAllah had enriched themve Elçisiand His MessengerlutfiyleofO'nun lütfuHis BountyeğerSo iftevbe ederlersethey repentolurit isdaha iyibetterkendileri içinfor themyok eğerand ifdönerlersethey turn awayonlara azabedecektirAllah will punish themAllahAllah will punish thembir azapla(with) a punishmentacıklıpainfuldünyadaindünyathe worldve ahiretteand (in) the HereafteryokturAnd notonlarınfor themyeryüzündeinyeryüzüthe earthhiçbiranyvelisiprotectorne deand notyardımcısıa helper
🇹🇷 9:74 Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz.
ve onlardanAnd among themkimileri(is he) whoand içtilermade a covenantAllah'a(with) AllaheğerIfbize verirseHe gives uslutfundanofO'nun lütfuHis bountyelbette sadaka vereceğizsurely we will give charityve olacağızand surely we will beyararlı insanlardanamongsalihlerthe righteous
🇹🇷 9:75 Yine onlardan kimi de Allah'a şöyle ahdetmişlerdi: "Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekâtı veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz." diye söz vermişlerdi.
ne zaman kiBut whenonlara verdiHe gave themlutfundanofO'nun lütfuHis Bountycimrilik ettilerthey became stingyO'nawith itve döndülerand turned awayonlarwhile theyyüz çevirerek(were) averse
🇹🇷 9:76 Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı.
sokmuşturSo He penalized themiki yüzlülük(with) hypocrisyiçineinonların kalblerinetheir heartskadaruntilgünethe daykendisiyle karşılaşacaklarıwhen they will meet Himdolayıbecausedöndüklerindenthey brokeAllah(the covenant with) Allahnedeniylewhatverdikleri sözdenthey had promised Himve dolayıand becauseolduklarındanthey used toyalan söylüyor(lar)lie
🇹🇷 9:77 Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamet gününe kadar yüreklerinde sürüp gidecek bir münafıklığa çevirdi.
bilmediler mi kiDo notbilirlerthey knowmuhakkakthatAllahAllahbilirknowsonların sırlarınıtheir secretve gizli konuşmalarınıand their secret conversationve muhakkakand thatAllahAllahbilendir(is) All-Knowergizlileri(of) the unseen
🇹🇷 9:78 Allah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler mi?
kimselerThose whoçekiştirencriticizegönülden verenlerithe ones who give willinglymü'minlerdenofmüminlerthe believershususundaconcerningsadakalarthe charitiesve kimseleriand those whobulamayan(ları)notbulurlarfindyettiğinden başkasınıexceptgüçlerinintheir effortalay edenlerso they ridiculeonlarlathemalay etmiştirAllah will ridiculeAllahAllah will ridiculeonlarlathemve onlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentacıklıpainful
🇹🇷 9:79 Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary