yemin ederlerThey swearAllah'aby Allahsize (gelip)to yougönlünüzü hoş etmek içinto please youve Allah'ıAnd Allahve Resulünüand His Messengerdaha uygundu(have) more righthoşnud etmelerithatO'nu razı etmelerithey should please Himhalbukiifolsalardıthey areinanmışbelievers
🇹🇷 9:62 Gönlünüzü hoş etmek için gelir size yemin ederler. Bunlar eğer mümin iseler Allah'ı ve Resulünü razı etmeleri daha doğrudur.
bilmediler mi kiDo notbilirlerthey knowmuhakkakthat hekimwhokarşı koymağa kalkarsaopposesAllah'aAllahve Elçisineand His Messengergerçekten[then] thatonun için vardırfor himateşi(is the) Firecehennem(of) Hellsürekli kalacağı(will) abide foreveriçindein itişte budurThatrezillik(is) the disgracebüyükthe great
🇹🇷 9:63 Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.
çekiniyorlarFearmünafıklarthe hypocritesindirileceğindenlestindirilmesibe revealedkendileri hakkındaabout thembir surenina Surahhaber verecekinforming themolanıof whatiçinde(is) inkalbleritheir heartsde kiSaysiz alay edinMockşüphesizindeedAllahAllahortaya çıkaracaktır(will) bring forthşeyiwhatçekindiğinizyou fear
🇹🇷 9:64 Münafıklar, kalblerindekileri bütünüyle haber verecek bir sûrenin tepelerine inmesinden çekinirler. De ki, alay edip durun bakalım, Allah o sizin çekindiğiniz şeyi kesinlikle ortaya çıkaracaktır.
ve eğerAnd ifonlara sorsanyou ask themderler kisurely they will saysadeceOnlybizwe werelafa dalmıştıkconversingve şakalaşıyordukand playingde kiSayAllah ile mi?Is it Allahve O'nun ayetleriyleand His Versesve O'nun Elçisi ileand His Messengersiz(that) you werealay ediyordunuzmocking
🇹🇷 9:65 Eğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?"
hiç özür dilemeyin(Do) notözür dilemeyinmake excuseandolsunverilysiz inkar ettinizyou have disbelievedsonraafterinandıktanyour beliefeğerIfaffetsek bileWe pardonbir kısmını[on]bir grupa partysizdenof youazab edeceğizWe will punishbir kısmına daa partydolayıbecause theysuç işlediklerindenweresuçlularcriminals
🇹🇷 9:66 Boşuna özür dilemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suçlarında ısrar ettikleri için azabımıza uğratacağız.
münafık erkeklerThe hypocrite menve münafık kadınlarand the hypocrite womenonların bir kısmısome of themdiğerlerindendir(are) ofbaşkalarıothersemrederlerThey enjoinkötülüğüthe wrongve menederlerand forbidiyiliktenwhathaktır(is) the rightve sıkı tutarlarand they closeellerinitheir handsunuttularThey forgetAllah'ıAllahO da onları unuttuso He has forgotten themgerçektenIndeedMünafıklarthe hypocritesişte onlardırthey (are)yoldan çıkanlarthe defiantly disobedient
🇹🇷 9:67 Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerine benzerler. Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular da, Allah da onları unuttu. Gerçekten de münafıklar hep fâsık kimselerdir.
va'detmiştirAllah has promisedAllahAllah has promisedmünafık erkeklerethe hypocrite menve münafık kadınlaraand the hypocrite womenve kafirlereand the disbelieversateşiniFirecehennem(of) Hellebedi kalacaklarıthey (will) abide foreveriçindein itOIt (is)onlara yetersufficient for themve onları la'netlemiştirAnd Allah has cursed themAllahAnd Allah has cursed themve onlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentsüreklienduring
🇹🇷 9:68 Allah, erkek kadın bütün münafıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary