☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
andolsun kiVerilyistedilerthey had soughtfitne çıkarmakdissensionönceden debeforeöncebeforeve ters çevirdilerand had upsetsanafor younice işlerithe mattersnihayetuntilgeldicamehakthe truthgalebe çaldıand became manifestemri(the) Order of AllahAllah'ın(the) Order of Allahve onlarwhile theyistemedikleri haldedisliked (it)
🇹🇷 9:48 Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı.
ve içlerindenAnd among themkimseler(is he) whoderlersaysizin verGrant me leavebanaGrant me leaveveand (do) notbeni fitneye düşürmeput me to trialiyi bilinkiSurelyonlar zaten fitneyeinimtihanthe trialdüşmüşlerdirthey have fallenve şüphesizAnd indeedcehennemHellkuşatacaktır(will) surely surroundkafirlerithe disbelievers
🇹🇷 9:49 İçlerinden "Aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Dikkat et, başlarını asıl kendileri derde soktular. Hiç şüphesiz cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktır.
eğerIfsana ulaşsabefalls youbir iyilikgoodonların hoşuna gitmezit distresses themve eğerbut ifsana ulaşsabefalls youbir kötülüka calamityderlerthey saymuhakkakVerilybiz almıştıkwe tooktedbirimiziour matteröncedenbeforeöncebeforedöner(gider)lerAnd they turn awayve onlarwhile theysevinirler(are) rejoicing
🇹🇷 9:50 Eğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine dönüp giderler.
de kiSaybizeNeverulaşmazwill befall usbaşkasıexceptşeydenwhatyazdığıAllah has decreedAllah'ınAllah has decreedbizim içinfor usO'durHebizim sahibimiz(is) our ProtectorAllah'aAnd onAllahAllahdayansınlar[so] let the believers put (their) trustinananlar[so] let the believers put (their) trust
🇹🇷 9:51 De ki: "Hiçbir zaman bize Allah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
de kiSaygözetiyor musunuz?Dobeklersinizyou awaitbizim içinfor usyalnızexceptbirinioneiki iyilikten(of) the two best (things)ama bizwhile wegözetiyoruz[we] awaitsizefor youulaştırmasınıthatAllah size bir bela verirAllah will afflict youAllah'ınAllah will afflict youbir azabwith a punishmentkendi tarafındanfromO'nun katında[near] Himveyaorbizim ellerimizleby our handshaydi gözetinSo waitbiz deindeed, wesizinle beraberwith yougözetenleriz(are) waiting
🇹🇷 9:52 De ki: "Siz bizde iki güzelliğin (Zafer veya şehitliğin) birinden başkasını mı gözetirsiniz? Biz ise size Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinle beraber gözetmekteyiz."
de kiSaysadaka verinSpendgönüllüwillinglyveyaorgönülsüzunwillinglykabul edilmeyecektirneverkabul edilirwill be acceptedsizdenfrom youçünkü sizIndeed, youoldunuz[you] arebir kavima peopleyoldan çıkandefiantly disobedient
🇹🇷 9:53 O münafıklara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.
veAnd notengel olanprevents themkabul edilmesinethatkabul ediliris acceptedkendilerindenfrom themsadakalarınıntheir contributionssadece şudurexceptonlarınthat theyinkar etmeleridirdisbelieveAllah'ıin Allahve elçisiniand in His Messengerveand notgelmemeleridirthey comenamaza(to) the prayerdışındaexceptonlarwhile theyüşene üşene(are) lazyveand notsadaka vermemelerithey spenddışındaexceptonlarwhile theyistemeye istemeye(are) unwilling
🇹🇷 9:54 İnfakların onlardan kabul olunmamasına sebep, gerçekte Allah'a ve Resulüne inanmamaları, namaza ancak üşene üşene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir.