bu böyledirThatçünkü(is) becauseAllahAllahaslanotdeğiştirmezisdeğiştirenOne Who changesni'metia favoronları nimetlendirdiğiwhich He had bestowedbir milletonbir kavima peoplesüreceuntildeğiştirmediğithey changebulunanıwhatkendilerinde(is) in themselvesve şüphesizAnd indeedAllahAllahişitendir(is) All-HearingbilendirAll-Knowing
🇹🇷 8:53 Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.
(Evet) gidişi gibiLike (the) wayailesi(of) peopleFir'avn(of) Firaunve kimselerinand those whoonlardan öncekilerin(were) fromonlardan öncebefore themyalanlamışlardıThey deniedayetlerini(the) SignsRablerinin(of) their Lordbiz de onları mahvetmiştikso We destroyed themgünahlarıylefor their sinsve boğmuştukand We drownedailesini(the) peopleFir'avn(of) Firaunve hepsi deand (they) allzulmedicilerdiwerezalimlerwrongdoers
🇹🇷 8:54 Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.
şüphesizIndeeden kötüsü(the) worstcanlıların(of) the living creaturesgörenearAllah'aAllahkimselerdir(are) those whokafirlerdirdisbelieveartık onlarand theyinanmazlar(will) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 8:55 Allah katında kımıldayıp debelenen canlıların en kötüsü, inkara saplanıp da bir türlü iman etmeyenlerdir.
kimselerThose who sen andlaşma yaptığınyou made a covenantkendileriylewith themsonrathenbozarlarthey breakandlaşmalarınıtheir covenanther[in]hereverydefasındatimeve onlarand theyhiç(do) notçekinmedenfear (Allah)
🇹🇷 8:56 Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozarlar ve bundan hiç çekinmezler.
bundan dolayıSo ifonları yakalarsanyou gain dominance over themsavaştainsavaşthe wardağıtdisperseonlarıby themkimseleri de(those) whoarkalarında ki(are) behind themböyleceso that they mayibret alsınlartake heed
🇹🇷 8:57 Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
ve eğerAnd ifkorkarsanyou fearbir kavminfrombir kavima peoplehiyanet etmesindenbetrayalsen de davranthrow backonlarato themaynı şekildeoneşit (şartlar)equal (terms)çünküIndeedAllahAllahsevmez(does) notseverlerlovehainlerithe traitors
🇹🇷 8:58 Eğer bir kavmin, sözleşmeye aykırı bir hainlik yapmasından korkarsan, savaştan önce aynı şekilde antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri sevmez.
sanmasınlarAnd (let) notsanırlarthinkkimselerthose whoinkar edenlerdisbelievekaçabileceklerinithey can outstripşüphesiz onlarIndeed, they(bizi) aciz bırakamazlar(can) notkaçışescape
🇹🇷 8:59 O kâfirler ileri geçip kurtulduklarını sanmasınlar. Onlar kesinlikle (bizi) aciz bırakamazlar.
hazırlayınAnd prepareonlara karşıfor themgücünüz yettiği kadarwhatevergücünüz yeter miyou able (to)kuvvetofzorlarsınforceve cihad için bağlanıp beslenenand ofbağlanmıştetheredatlarhorseskorkutursunuz(to) terrifybununlatherewithdüşmanını(the) enemyAllah'ın(of) Allahve sizin düşmanınızıand your enemyve başkalarınıand othersonların dışındafromonlardan başkabesides themsizin bilmediğiniznotonları tanıyor musun(do) you know themAllah'ın(but) Allahbildiğiknows themne kiAnd whateverharcarsanızyou spendherşeydenfrom(hiçbir) şey(any) thingyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahtam olarak ödenirit will be fully repaidsizeto youve sizand youhiç haksızlığa uğratılmazsınız(will) nothaksızlığa uğratılırbe wronged
🇹🇷 8:60 Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah'ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah'ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
ve eğerAnd ifonlar yanaşırlarsathey inclinebarışato peacesen de yanaşthen you (also) inclineonato itve dayanand put (your) trustAllah'ainAllahAllahçünküIndeedOHeişitendir(is) All-HearerbilendirAll-Knower
🇹🇷 8:61 Eğer onlar barıştan yana olurlarsa, sen de barıştan yana ol! Ve Allah'a güven. Çünkü işiten ve bilen O'dur.
Mahmoud Khalil Al-Husary