de kiSaydeğilimNotben sahipI have powerkendimefor myselfbir faydaya(to) benefitne deand nobir zarara(power to) harmbaşkaexceptdilediğindenwhatdilerwillsAllah'ınAllaheğerAnd ifbilseydimI wouldbilirlerknowgaybı(of) the unseenelbete çok elde ederdimsurely I could have multipliedhayır (mal ve mülk)ofiyilikthe goodbana dokunmamıştırand notbana dokunurdu(could) have touched mekötülükthe evilbenNotben miyim(am) Isadeceexceptbir uyarıcıa warnerve müjdeleyiciyimand a bearer of good tidingsbir kavim içinto a peopleinananwho believe
🇹🇷 7:188 De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilim.
O'durHeki(is) the One Whosizi yarattıcreated younefistenfrombir cana soulbir teksingleve var etiand madeondanfrom iteşiniits mate(gönlü) sukün bulsun diyethat he might liveonunlawith herne zaman kiAnd wheneşini sarıp örtüncehe covers her(eşi) yüklendishe carriesbir yüka burdenhafiflightgezdirdiand continuesonuwith itne zaman kiBut when(yükü) ağırlaşıncashe grows heavyikisi beraber du'a ettilerthey both invokeAllah'aAllahRableritheir LordeğerIfbize verirsenYou give usiyi güzel (bir çocuk)a righteous (child)elbette oluruzsurely we will beşükredenlerdenamongşükredenlerthe thankful
🇹🇷 7:189 Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."
fakat ne zamanBut when(Allah) verdi onlaraHe gives themiyi güzel (bir çocuk)'a good, (child)başladılarthey makeO'nafor Himortaklar koşmağapartnersşeydein whatkendilerine verdiğiHe has given themoysa yücedirBut exaltedAllah(is) Allahşeylerdenabove whatonların ortak koştuklarıthey associate (with Him)
🇹🇷 7:190 Fakat Allah, kendilerine salih bir evlat verince, her ikisi de tuttular verdiği evlatlar üzerine ona ortak koşmaya başladılar. Allah, onların koştukları şirkten münezzehtir.
ortak mı koşuyorlar?Do they associateşeyleriwhatyaratmayan(can) notyaratırcreatehiçbir şeyanythingve kendileriand theyyaratılanare created
🇹🇷 7:191 Hiçbir şey yaratmayan ve kendileri yaratılmış olan putları mı Allah'a ortak ediyorlar, ona eş koşuyorlar?
güçleri yetmezAnd notgüç yetirirlerthey are ableonlarato (give) themyardım etmeyeany helpne deand notkendilerinethemselvesyardım edebilirlercan they help
🇹🇷 7:192 Bu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi kendilerine yardım edebilirler.
şayetAnd ifonları çağırsanızyou call themdoğru yolatohidayetthe guidancesize uymazlarnotsana uyarlar mıwill they follow youbirdir(It is) samesizin içinfor youonları çağırmanızwhether you call themya daorsizinyoususmanızremain silent
🇹🇷 7:193 Eğer siz onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları ha çağırmışsınız, ha çağırmayıp susmuşsunuz, hiç fark etmez.
şüphesizIndeedkimselerthose whomyalvardıklarınızyou callbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllahkullardır(are) slavessizler gibilike youçağırın onları daSo invoke themcevap versinlerand let them respondsizeto youeğerifisenizyou aredoğrutruthful
🇹🇷 7:194 Allah'ı bırakıp taptıklarınız da tıpkı sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda doğru iseniz haydi onları çağırın da size cevap versinler.
onların var mı?Are for themayaklarıfeetyürüyecekleri(to) walkonunlawith [it]yadaorvar mı?for themellerihandstutacakları(to) holdonunlawith [it]yoksaorvar mı?for themgözlerieyesgörecekleri(to) seeonunlawith [it]yahutormı var?for themkulaklarıearsişitecekleri(to) hearonunlawith [it]de kiSayçağırınCallortak(koştuk)larınızıyour partnerssonrathenbana tuzak kurunscheme against mehiçand (do) notgöz açtırmayın banagive me respite
🇹🇷 7:195 Onların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın o ortaklarınızı, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun ve elinizden gelirse göz açtırmayın."
Mahmoud Khalil Al-Husary