☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve şayetAnd ifelbette[that]halkıpeople(O) ülkelerin(of) the citiesinansalardı(had) believedve korunsalardıand feared Allahaçardıksurely We (would have) openedüzerlerineupon thembolluklarblessingsgöktenfromgökthe heavenve yer(den)and the earthfakatbutyalanladılarthey deniedbiz de onları yakaladıkSo We seized themşeylerlefor whatolduklarıthey used tokazanıyorearn
🇹🇷 7:96 (O) ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık.
emin midirler?Then did feel securehalkı(the) people(o) ülkelerin(of) the citieskendilerine gelmeyeceğindenthatonlara gelircomes to themazabımızınOur punishmentgeceleyin(at) nightve onlarwhile theyuyurlarken(were) asleep
🇹🇷 7:97 Acaba o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
Ya da emin midirler?Or felt securehalkı(the) people(o) ülkelerin(of) the citiesonlara gelmeyeceğindenthatonlara gelircomes to themazabımızınOur punishmentkuşluk vakti(in) daylightve onlarwhile theyeğlenirlerken(were) playing
🇹🇷 7:98 Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
emin mi oldular?Then did they feel securetuzağından(from the) planAllah'ın(of) AllaholamazBut noteminfeel securetuzağından(from the) planAllah'ın(of) Allahbaşkasıexcepttopluluktanthe peopleziyana uğrayan(who are) the losers
🇹🇷 7:99 Allah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağından emin olmaz.
yola getirmedi mi?Would it nothidayet ederguidekimseleri[for] those whovaris olanlarıinheritşu toprağathe landsonrafromsonraaftersahiplerindenits peopleeğerthateğerifbiz dilesekWe willedkendilerini de cezalandırırızWe (could) afflict themgünahlarıylefor their sinsve mühürlerizand We put a sealüzerinioverkalblerinintheir heartsartık onlarso theyhiç işitmezler(do) notişitirlerhear
🇹🇷 7:100 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.
işte oTheseülkeler(were) the cities anlatıyoruzWe relatesanato youonların haberlerindenofhaberleritheir newsve andolsunAnd certainlyonlara getirmişlerdicame to themelçileritheir Messengersaçık delillerwith clear proofsfakat hayırbut notonlarthey wereinanmadılarto believeötürüin whatyalanladıklarındanthey (had) deniedöncedenfromöncebeforeişte böyleThusmühürler(has been) put a sealAllah(by) Allahüzerinionkalbleri(the) heartskafirlerin(of) the disbelievers
🇹🇷 7:101 İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
veAnd notbulmadıkWe foundonların çoklarındafor most of themhiçanysözünde durmacovenantve fakatButbuldukWe foundonların çoklarınımost of themyoldan çıkmışcertainly, defiantly disobedient
🇹🇷 7:102 Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
sonraThengönderdikWe sentardlarındanfromonlardan sonraafter themMusa'yıMusaayetlerimizlewith Our SignsFir'avn'atoFiravunFiraunve onun ileri gelenlerineand his chiefshaksızlık ettilerBut they were unjust(ayetlerimize)to themfakat bakSo seenasılhowolduwassonu(the) endbozguncuların(of) the corrupters
🇹🇷 7:103 Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu!
dedi kiAnd saidMusaMusaEy Fir'avnO Firaunmuhakkak benIndeed, I ambir elçiyima MessengertarafındanfromRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 7:104 Musa: "Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi.