☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve seslendiAnd will call outhalkı(the) companionscennet(of) Paradisehalkına(to the) companionsateş(of) the FirekithatmuhakkakIndeedbiz buldukwe foundşeyiwhatbize va'dettiğini(had) promised usRabbimizinour Lordgerçektruemu?So havesiz buldunuzyou foundşeyiwhatsize va'dettiğini(was) promisedRabbinizin(by) your Lordgerçek(to be) truededilerThey will sayevetYesve seslendiThen will announcebir ünleyician announceraralarındanamong themdiye[that]la'neti(The) curseAllah'ın(of) Allahüzerine olsun(is) onzalimlerinthe wrongdoers
🇹🇷 7:44 Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah'ın laneti zalimler üzerine olsun!
onlar kiThose whomenediphinderyolundanfromyol(the) wayAllah'ın(of) Allahve onu isterlerand seek in iteğriltmekcrookednessve onlarwhile they (are)ahireti deconcerning the Hereafterinkar ederlerdidisbelievers
🇹🇷 7:45 Onlar, Allah'ın yolundan men ederler ve onu eğriltmek isterler, ahireti de inkâr ederlerdi".
iki taraf arasındaAnd between thembir perde (vardır)(will be) a partitionve üzerindeand onA'rafthe heightserkekler (vardır)(will be) mentanıyanrecognizinghepsiniallyüzlerindeki işaretleriyleby their marksve seslendilerAnd they will call outhalkına(to the) companionscennet(of) Paradisediyethatselam olsunPeacesize(be) upon youcennete girmemişNotoraya girdilerthey have entered itfakat onlarbut theybeklemektedirlerhope
🇹🇷 7:46 Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.
zamanAnd whençevrildiğiare turnedgözleritheir eyestarafınatowardshalkı(the) companionsateş(of) the Firededilerthey (will) sayRabbimizOur Lordbizi bulundurma(Do) notbizi kılplace usberaberwithtopluluklathe people zalimthe wrongdoers
🇹🇷 7:47 Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de: "Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derler.
ve seslendilerAnd (will) call outhalkı(the) companionsA'raf(of) the heightsbirtakım adamlara(to) mentanıdıklarıwhom they recognizeyüzlerindenby their marksdediler kisayinghiçbir yarar sağlamadıNotfayda verdi(has) availedsize[to] youtopluluğunuzunyour gatheringne deand whatsizeyou werebüyüklük taslamanızarrogant (about)
🇹🇷 7:48 A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı".
bunlar mıydı?Are thesekimselerthe ones whomyemin ettiğinizyou had swornonları erdirmeyecek diye(that) notonlara verir(will) grant themAllahAllahhiçbir rahmeteMercygirinEntercenneteParadiseyoktur(There will be) nokorkufearartık sizeupon youve değilsinizand notsizyouüzülecek dewill grieve
🇹🇷 7:49 "Allah onları hiç bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz" derler.
ve seslendilerAnd (will) call outhalkı(the) companionsateş(of) the Firehalkına(to the) companionscennet(of) Paradisediye[that]biraz da akıtınPourbizim üzerimizeupon ussu(yunuz)dan[of](biraz) su(some) waterveyaorsize verdiği rızıktanof whatsize rızık verildi(has been) provided (to) youAllah'ın(by) Allahdediler kiThey (will) sayşüphesizIndeedAllahAllahbu ikisini haram etmiştirhas forbidden bothüzerinetokafirlerthe disbelievers
🇹🇷 7:50 Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler.
onlar kiThose whoyerine koydulartookdinlerinitheir religionbir eğlence(as) an amusementve oyunand playve kendilerini aldattıand deluded themhayatıthe lifedünya(of) the worldbugünSo todaybiz de onları unuturuzWe forget themgibiasunuttuklarıthey forgotkarşılaşacaklarını(the) meetinggünleriyle(of) their daybuthisveand [what]ettikleri(as) they used toayetlerimiziwith Our Versesbile bile inkarthey reject
🇹🇷 7:51 Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz.