de kiSayeğerIf iseissize aitfor youyurduthe homeahiret(of) the HereafterkatındawithAllahAllahgerçektenexclusively(değil de)frombaşkasınınexcludinginsanlardanthe mankindhaydi temenni edinthen wishölümü(for) [the] deatheğerifisenizyou aresözünüzde doğrutruthful
🇹🇷 2:94 De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet biliniz.
fakat (ölümü) istemezlerAnd never (will)onu isterlerthey wish for itaslaeverdolayıbecauseyapıp sunduğu işlerden(of what) sent aheadellerinintheir handsAllahAnd Allahbilir(is) All-Knowerzalimleriof the wrongdoers
🇹🇷 2:95 Fakat elleriyle işledikleri yüzünden onu hiçbir zaman temenni edemiyecekler. Allah o zâlimleri bilir.
onları bulursunAnd surely you will find themen düşkünü(the) most greedyinsanların(of) [the] mankindhayataforhayatlifekimselerdenand (greedier) thanonlar kithose whoortak koşan(lar)associate[d] partners (with Allah)isterLovesher biri(each) one of themolsaifyaşatılmasınıhe could be granted a lifebin(of) a thousandyılyear(s)ve değildirBut notoitonu uzaklaştıracak(will) remove himazabdanfromazapthe punishmentoysathat(o kadar) yaşamasıhe should be granted lifeAllahAnd Allahgörüyor(is) All-Seerşeyleriof whatyaptıklarıthey do
🇹🇷 2:96 Elbette onları insanların hayata en hırslı, en düşkün olanları olarak bulacak, hatta müşriklerden bile daha düşkün bulacaksın. Onların her biri bin sene ömür sürmeyi arzular, oysa uzun yaşamak kendisini azaptan kurtarıp uzaklaştıracak değildir. Allah, onların neler yaptığını görüp duruyor.
de kiSaykimWhoeverise (bilsin ki)isdüşmandıran enemyCebrail'eto Jibreel şüphesiz othen indeed heonu indirmiştirbrought it downkalbineonkalbinyour heartizniyleby (the) permissionAllah'ın(of) Allahdoğrulayıcı olarakconfirmingkendinden öncekileriwhatidi(was)ondan öncebefore itve hidayetand a guidanceve müjdeciand glad tiding(s)inananlar içinfor the believers
🇹🇷 2:97 Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdi.
kimWhoeveriseisdüşmanan enemyAllah'a(to) Allahve meleklerineand His Angelsve resullerineand His Messengersve Cebrail'eand Jibreelve Mikail'eand Meekaelşüphesizthen indeedAllah daAllahdüşmanıdır(is) an enemyinkar edenlerinto the disbelievers
🇹🇷 2:98 Her kim Allah'a, Allah'ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.
andolsunAnd indeedindirdikWe revealedsanato youayetlerVersesapaçıkclearve etmezand notinkardisbelievesonlarıin thembaşkasıexceptfasıklardanthe defiantly disobedient
🇹🇷 2:99 Şanım hakkı için sana çok açık âyetler; parlak mucizeler indirdik. Öyle ki, iman sahasından uzaklaşmış fasıklardan başkası onları inkâr etmez.
ne zamanAnd is (it not that) wheneveranlaştılarsathey tookahitlea covenantonu bozdularthrew it awaybir grupa partyonlardanof themzatenNayçoklarımost of theminanmazlar(do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 2:100 O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır.
ne zamanAnd whenonlara geldiysecame to thembir elçia Messengerkatından(of)-denfromAllah'ınAllahdoğrulayanconfirmingşeyleriwhatyanlarındaki(was) with themattılarthrew awaybir gurupa partykendilerineofonlar kithose whoverilenlerdenwere givenkitapthe Bookkitabı(the) BookAllah'ın(of) Allaharkasınabehindsırtlarınıntheir backssanki gibias if theybilmiyorlarmış(do) notbilirlerknow
🇹🇷 2:101 Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılar.
Mahmoud Khalil Al-Husary